• slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
Duyurular

Düğün - Nişan gibi etkinlikleri sitemizden takip edebileceksiniz.


Ödenmemeiş aidatlarınızı en kısa zamanda ödemenizi rica ederiz. 


Derneğimize katkılarınızı bekliyoruz


Tokat Hava Durumu
Anket
Döviz Bilgieri
Merkez Bankası Döviz Kuru
  ALIŞ   SATIŞ
USD 9,5860   9,6033
EURO 11,1566   11,1767
       
Özlü Sözler
Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez. (Montaigne)
2018 Tatil Sonu Yazıcık Görüşleri

Yazıcık!

Kaderimiz.

Dönüp dolaşıp geldiğimiz, geleceğimiz yer.

Herkese ayrı bir tat sunan cennetten bir bahçe.

Uzun yolculukların son durağı

Yorgun yolculara bir bebeğin gülümsemesinin verdiği huzur

Ayrılıkların hüzünlü adı.

Bilmem ki seni nasıl anlatmalı?

Nasıl sığdırmalı mısralara.

Ana vatanım, baba ocağım Yazıcık.

Ne kadar geliştirilse de eksiklerin hiç bitmediği, bitmeyeceği kasabamızda geçirmiş olduğum 12-13 günün ardından  bu yazımla düşüncelerimi başlıklar altında birer paragraf ile sizinle paylaşmak istiyorum.

 

YOLLAR;

Hemen hemen her mahallemizin yolu tamamlanmış gibi. Kilometrelerce yol parke taşları ile donatılmış. Yol kenarları kısmen düzenlenmiş. Mahalle merkezlerinde oturma alanları tahsis edilmiş. Gittiğim yerler içinde Yeşilçam mahallemiz ile Şafak mahallesi arasının yapılmamış olması en büyük eksiklik olarak kalmış. Yeşilçam Mahallesi ile Kelkit yolu arasında asfalt çalışması yapılmış ama orası da eksik kalmış. Keşke o yol yerine mahalleler arasında kalan yol yapılmış olsaydı. Yazıcık’ı Niksar’a bağlayan ana yolun bir hayli yıpranmış olduğunu herkes acı bir şekilde deneyimlemiştir. Aynı yolun Yazıcık tarafı sık kullanılması sebebiyle daha fazla dikkat çekmekte Sadık Karaboğa abinin evinin orada sarsıntı ve tozlanma olmakta.

TABELA;

Bu sene farklılıklara bir yenisi daha eklenmiş. Yeri tartışmalı olsa da yazıcık kasabasına hoş geldiniz tabelası. Sanırım bir bağış olsa gerek. Yoksa o tabela belediye tarafından bu kadar küçük yaptırılmazdı. Rengi insanın gözünü alıyor. Okumak için bırakın yavaş gitmeyi tabelanın altında durmak gerekiyor.  Belediyemiz kendisine yeni bir iş edinmiş olmuş. Şimdi mecburen o tabelanın daha güzel ve büyüğünü oraya koymak zorunda kaldı. Bakalım. Bu ne zaman gerçekleştirilecek.

DÜDEN YAYLASI FESTİVALİ;

Sponsorlarımız katkısıyla derneğimizin organizasyonuyla 6 otobüs bayram yoğunluğu sebebiyle değişik zamanlarda festival alanına gelmiştir. Her yıl olduğu gibi ailecek piknik yapıldı. Sanatçılara, özel konuklara yakın olmak isteyenler ve sesten uzak olmak isteyenlerin isteklerine uygun yerleşebilmeleri benim için en güzel şeylerden birisi.  Festival alanında gözlemlediğim iki eksik vardı. Birincisi tuvalet diğeri çöplerin atılacağı çöp sepetlerinin olmayışı. Halkımızdan çöp konusunda duyarlı olması beklenirken festival alanına dahi çöp sepetleri yerleştirmemek büyük eksiklik olmuş.  Bir diğer eksiklikte halkımızın duyarlılığı.

SİLAH SESLERİ;

Çok merak ediyorum . Acaba bir mermi atınca ya da 1000 mermi atınca ne oluyor? Atanın hayatında ne değişiyor? Bu havaya atılan mermi havada asılı kalmayacak, bir yerde mutlaka aşağıya düşecek. Allah korusun o mermi atanın kafasına da düşebilir yakınındakilerinde belki hiç habersiz birisinin belki bir canlının. Televizyonlarda duyduğumun maganda haberlerine konu olmak mı istiyorlar acaba? Lütfen, bu konuda gereğinden fazla duyarlı olalım. Birisinin canı yanmadan.

 

GENÇLİK KOLLARI ETKİNLİĞİ;

Gençlik kollarımızın, belediyemizin imkanlarından da  faydalanarak Cumhuriyet Meydanında  festival tadındaki etkinliği eski festivallerin coşkusunu anımsatmıştır. Katılımcıların mutluluğu gençlerimize güç vermiştir. Bu meydan daha nice güzellikleri insanımıza yaşatmayı hak ediyor. Yoğun katılım, geniş halay halkası ve havai fişekler. Gerçekten güzel bir etkinlik oldu.  Bu imkanı gençlerimize sağlayan belediyemize, derneğimize, sponsorlarımıza ve bu fırsatı güzel değerlendiren gençlerimize bir kez daha teşekkür ederim. 

DERNEK;

Yazıcık için ve yazıcıklılar için çalışan bir çok derneğimiz var.  Bunlardan bir tanesi de Merkezi İstanbul olan Denetim Kurulu’nda yer aldığım Yazıcık Kasabası Kültür ve Dayanışma Derneği’dir. Son yıllarda bir çok başarıya imza atıldı. Derneğin borcu ödenmeye devam ediyor. Fakat Derneğin her şeyi ince ayrıntısına kadar anlattığı toplantıya katılmayanlar derneği şeffaf olmamakla şuçluyorlar. Dernek başkanını gecenin bir yarısı arama hakkını kendinde bulanlar aidat yatırmaya gelince kendilerini unutuyorlar. Ne garip bir çelişki. Gençlik Kollarının kurulması ile Kadın Kollarının kurulması ile derneğimiz daha aktif hale gelmiştir. Fakat aidat yatırmayan bir kesim derneğin başarısını kollara bağlıyorlar. Derneğin bir bütün olduğunu hiç akıllarına getirmiyorlar. Beğenmedikleri yönetim olmasa idi Gençlik Kolu ve Kadın Kolu olacak mıydı? sorusunu hiç sormuyorlar. Bu yönetim Derneği tabela derneği olmaktan çıkarmıştır. Lafın çok icraatın yok olduğu bir dönemden bu günlere getirmiştir. Daha iyisini yapabilecek kişi yada kişiler elbetteki vardır olacaktır. Fakat o kişi yada kişiler öncelikle üzerlerine düşen görevi yapmalıdırlar. İşi düştüğünde kendi derneği, hatta “O derneği biz kurduk” oluyor fakat aidat ödemeye gelince falancanın olduğu dernek oluveriyor.  “Falancanın olduğu dernek” demek yerine, içinde kendisinde olduğu bir dernek düşüncesini benimsemiyorlar. Hem Derneği sahipsiz bırakıyor hem dernek için uğraşan kişileri sahipsiz bırakıyorlar. Gecelerde veya başka ortamlarda dernek için “benden şu kadar” deyip alkış toplayanlar vaatleri hatırlatılınca “borcum borç ne inkar ederim ne öderim” anlayışına bürünenler en büyük zararı kendi itibarlarına ve derneğe gönül vererek maddi manevi destek verenlerin bütünlüğüne  verdiklerinin farkında bile değiller.  Yazıcık Derneği kimsenin arka bahçesi olamayacağı gibi verilen emeklere yapılan saygısızlığın adresi de olmamalıdır.

ÇOCUK PARKI;

Bu sene en çok beğendiğim şeylerden birisi olmuştur. Kızımın kaydıraklarda ki salıncakta ki mutluluğu hala gözlerimin önünde.  Çok güzel olmuş. Umarım halkımız tarafından uygun bir şekilde kullanılır ve Kasabalılarımıza uzun yıllar hizmet verir. Parkta gözlemlediğim en önemli eksik. Çöp sepetinin olmayışı olmuştur. Bu eksiğin giderilmesi yerlerdeki çöplerin ortadan kalkmasını sağlayacaktır diye düşünmekteyim.

İÇME SUYU;

Çok sıkıntı çektik. Biliyorum bizim kadar olmasa da sıkıntı çeken bir çok kasabalımız var. Çeşitli şekillerde dillendirildi.  Aynı sıkıntıyı her yere koşuşturan belediye personeli de çekmiştir, hissetmiştir. Sorunun çözümü yine belediyedir. Bu sorun birden bire oluşmuyor. Kendi düzenini kuran kasabalılar depolara girmek zorunda kalıyor belediye buna sessiz kalıyor. Bizden daha fazla su sıkıntısı çeken komşu köyler suyu sıraya sokmuşlar. Bu bizim beldemizde de uygulanabilirdi. Bunun yerine anlık çözümlere gidildi. Ama olan hep bizlere oldu. Proje dışı su kullanımına belediyemizin son vermesi gerekir. Mahallelileri dinlemesi gerekir. Çözümün kendisinde olduğunu bilmemezlikten gelmemesi gerekir.  Neşteri vurması gerekir. Sonuçta mevzu su. Herkes için önemli bir şey.  

Suyu olmayan bir memlekette yaşamak, Uzun yol yapan ve oldukça sıkışmış birinin oldukça iyi görünümlü bir dinlenme tesisine girip sularının olmadığını çok geç fark etmesi gibi bir şeydir. Şimdi diyeceksiniz ki “Olur mu öyle şey. İyi görünümlü bir dinlenme tesisinin suyu kesilmez. Mutlaka su deposu vardır!

Evet bence de. İyi bir yerin suyu kesilmez.

MUHTARLAR;

Muhtarlarımızın daha fazla sorumluluk alması gerekir diye düşünüyorum. Muhtarlık bölgesindeki halk ile birlikte dilekçelerle belediyemizin kapısını çalmaları gerekir. Belediye çözüm sağlayamıyorsa bağlı bulundukları makam olan kaymakamlıkların kapısını aşındırması gerekir.  Bir mahallede yaşanan herhangi bir sorunu evvela mahalleli ve muhtarı bilir. Çözüm kapısı olmayabilir ama çözüm yolunda bir aktör olduğunu unutmamaları gerekmektedir.

ÇÖP SORUNU;

Dolaylı olarak iki paragrafta bahsettim. Halkımız eline geçirdiği bir şeyi çöp haline getirdiğinde ortalığa atmakta, yaşadığı yöreyi çöp sepeti gibi kullanmakta. Bu çok büyük yanlış. Çöp olayına çözüm arayan çevreci aktivistlerinde olmayışı bu sorunu büyütmekte.  Kimse yerden bir tane çöp alıp çöp kutusuna atmıyor. Sanki alışılmış bir düzen var. İşte bu noktada halkına temiz çevreyi belediyemiz anlatacak. Her yere çöp sepeti koyarak halkın çöpü yere atmaması sağlanacak. Festival alanı bu sebeple çöple doluyor. Park bu sebeple çöple doluyor, 125. Yıl şelalesi oturma alanı bu sebeple çöple doluyor. Yollarda bu sebeple çöpler var. Nerede yaşam varsa, orada çöp sepeti olmalı ki insanlar birbirini uyarabilsin. Daha temiz çevreyi sağlayabilsinler. Fakaatt! Ne olursa olsun. Çöp sepeti ister olsun ister olmasın çöplerinizi bir kenara düzgünce toplanadabilir. Bu algı çocuklara öğretilebilir. Her şeyi başkalarından da beklememek gerekir. “Belediyenin ne işi var. “ diyerek çöpleri sağa sola insafsızca atan bir zihniyet var sanırım. Bu kabul edilebilir bir şey değildir. Kısıtlı sayıda olan belediye personeli Bu zihniyetin vurdum duymazlığına yetişememekte ve yetişemeyecektir.

BELEDİYE PERSONELİ;

Belediye personellerine ayrı bir paragrafta yer vermek istedim. Daha önceki yıllarda onlara da yüklenmişliğim vardır. Pişman değilim ama bir arkadaşımın kullandığı bir cümle bu konuda dikkatimi bakış açımı değiştirdi. “Babamı ancak bu akşam görebildim” Sonra düşündüm Belediye personelleri ve yaptıkları işleri. Eşimde memur olduğu için kadro mevzusunu öğrenmiş oldum. Bizim belediyemizde bir personel asıl işinin dışında bir çok iş yapıyor. Biz ihtiyaçlarımız çerçevesinde düşünüp ne iş yapıyorlar ki derken. Onlar başka yerlerde kendi alanlarına girmeyen işlerle meşgul olduklarını gözden kaçırıyoruz. Kendi işlerinin dışında bir sürü işle meşgul olan belediye personelimize ayrıca teşekkür ederim.

KARANLIĞA IŞIK TUTANLAR;

Büyük özveri ve uğraşlarla kitap haline getirilen Kasabamızın tarihi belleğine altın harflerle yazılan bir proje. Evvela öğretmelerimizin sonrasında kasabalılarımızın ilgisizliğiyle tanışmıştır. Gelirlerinin üniversite öğrencilerimize burs olarak kullanılacağı proje beklenen başarılı satış sayısını bulamamıştır. 220 öğretmenimizin otobiyografisinin yer aldığı her evin kütüphanesinde yer alması gereken “Karanlığa Işık Tutanlar” adlı eser daha güzel gelecek için sizlerin desteğinizi beklemektedir. Emeği geçen herkese tekraren teşekkürü borç bilirim.

SİYASET;

Siyasetin ayrılıkçı rüzgarlarının her geçen gün etkisini arttırdığı kasabamızda zorlu bir süreç daha bizleri beklemektedir.  Kaybeden yok. Herkes açık ara önde. Oylar çantada keklik olmuş. Farklı düşünen selamı bile hak etmiyor. Zaten onlar adamda değil. Kasaba sınırlarına sokulmayacak insanlar topluluğu. Hal böyle olunca kimse kimseyi incitmiyor. Herkes çekiniyor ve herkese söz veriyor.  Halbuki kimse kimseden söz almamalı. Öyle bir beklentisi olmamalı. Varsa sorunları anlatmalı varsa çözümlerini anlatmalı varsa başka yapacaklarını anlatmalı ve karşısındakinin fikirlerine ve tercihine de saygı duymalı. İpi göğüsleyen elbette ki bir kişi olacak. Ona oy verenler hain ya da oy vermeyenler hain diye bir şey olmamalı. Kim kendisini ve yapacaklarını güzel anlatıp ikna etmişse zaten birinci o kişi olacak. Ona oy veren ya da vermeyen herkesin başkanı ya da muhtarı olacak. Seçildikten sonra herkes  projelerin takipçisi olacak. Ocusu bucusu ortadan kalkacak. Kalkmalı. Bunlar olmadığı için komşu komşusuna küs. Bunlar olmadığı için insanlar insanları kırıyor. Öteliyor. Sevmiyorum bizim kasabanın siyasetini. Seviye düşmesi bir başladı mı terk etmeli bu elleri.

SİYASET (Kraldan Çok Kralcılar):  Hele bir de kraldan çok kralcılar  sokağa çıktımı. Vay haline o güzel insanların. Vay haline birleşmenin. Muhtarlığı bir dert başkanlığı bir dert. Kraldan çok kralcılar, sizlersiniz bu kasabayı bölen parçalayan parçalanan. Krallarınız gününü gün ederken sizlersiniz asıl kederi yaşayan ve bunun farkına varamayan. Göstermiş olduğunuz biatı herkesden bekliyorsunuz. Biat etmeyeni taşlıyorsunuz.  Bugün biat ettiğiniz canla başla hizmet ettiğiniz kral yarın sizi tanımayacak. Bugün taşladığınız kralın yarın kralcısı olacaksınız. Adaylar kendilerini anlatabilir sizin pofpoflamanıza ya da karalamalarınıza gerek yok. İnsanları ayrıştırmanıza hor görmenize gerek yok. Neymiş efendim. Çiftçiymiş konuşması da pek etkileyici değilmiş. Hizmet etmek konuşmak demek değil ki nereden biliyorsun daha iyi olmayacağını?
Neymiş 20 yıl belediyedeymiş her şeyden o da sorumluymuş. Evet ama emir almak ile emir vermek arasındaki farkı neden düşünmüyorsunuz? Neymiş bu zamana kadar başkanlık yaptı ne yaptı  e yeter artık bıraksın! Son beş yılda neler yapıldı,  daha fazlası bir sonraki dönemde neden olmasın? Falancıdan muhtar olur mu? Filancıdan aza olur mu? Falan filan! Bırakın bu işleri. Herkes kendisini anlatsın, yazıcık için Mahallesi için neler yapabileceğini anlatsın, sandıktan çıkan sonuca saygılı olsun. Kazanan barış olsun. Ama siz kraldan çok kralcılar.  Kasabamıza en büyük zararı siz veriyorsunuz. Bir dursanız. Bir sussanız. Kralcı değil de sade vatandaş olsanız. Her şey daha güzel olacak.

ŞEFFAFLIK;

Son yıllarda müthiş atılım yapan halkına her konuda güzel hizmetler sunan belediyemizin internet sitesini ara sıra ziyaret ederim. Belki son zamanlardaki başarısını burada belgelemiştir bir değişiklik olmuştur. Ama maalesef. Henüz sıra oraya gelmemiştir. Yıllar önce dile getirdiğim bizzat başkanımızdan talep ettiğim ve çözüme dair söylemler aldığım şeffaflık ilkesi.

Ama maalesef. Belediyemiz gayet içine kapanık. Halkına bilgiler vermeyi iş yükü olarak görerek iş yoğunluğu bahane ederek geciktiriyor.

Halkın bunları istediği zaman istediği yerde bilmeye hakkı vardır. Senenin belli günlerde kasabada olmasına rağmen hatta bazen hiç olmamasına rağmen nüfusunu kasabada tutanların ayrıntılı bilgiye ulaşmaya hakkı vardır.

Merak ediyorum beldemize son gelen para acaba ne kadar? 3 trilyon olduğunu söyleyen var 4.5 olduğunu söyleyen var 5 olduğunu söyleyen var.

Bu paranın ne kadarı nerelere harcanmıştır? Kimlere ne şartlarda ihale edilmiştir?

Bu sorular yönetime olan güvensizlikten dolayı değildir. Bilgi edinilme hakkından dolayıdır. Ama cevapsızlık her zaman güvensizliği tetikleyen bir etkendir.

TURİZM TABELASI;

Memleketimizin bir çok yerinde gidip görülmesi gereken yerleri gösteren kahverengi tabelelar vardır. Herkes şahit olmuştur. Bu sene birkaç yerde gördüğüm bir tabela var. “BAŞÇİFLİK KAYAK MERKEZ” Ne kadar güzel. İnsanın kışında memlekete gelesi geliyor. Bizim kasabamızda Kayak Merkezi olmasa da ona benzer tabela koydurtacak yerlerimiz yok mu? Ya da olabilir mi? Düden yaylası mesire alanı projesi olacaktı mesela. Başkanımız İstanbul da yaptığı toplantıda sıkıntılardan bahsetmişti.  Son durumunu bilemiyorum.  Hacı gölü neden olmasın? Yamaç paraşütü yapan kasabalımız Başaran KOÇ’tan ders almak istemez misiniz mesela?  Bu sene Değerli Öğretmenimiz aynı zamanda Ünlü Ressam Ekrem KADAK abi ile “Karanlığa Işık Tutanlar” kitabı vesilesi ile yüz yüze tanışma şansına kavuştum. Söylemiş olduğu bir şey var. Daha önceden de teklif etmiş. Beldemizde bir sergi merkezi. Kasabamızın bir değeri böyle bir teklif ile gelmişse önünü açmak, imkanları sağlamak gerekirdi diye düşünmeden kendimi alamıyorum. Çünkü bu kasabadan Bir Ekrem KADAK çıkmışsa onun gözetiminde nice Ekrem KADAK’lar çıkacaktır. Bu serginin yanına birde yöresel müze şeklinde bir merkez neden yapılamasın? Başkaları hayal ediyor ve hayal ettiklerinin bazılarını gerçek kılıyor. Biz ise fazlaca hayal ediyoruz çok zorlamayla gerçek kılıyoruz. O kadar imkansızlığa alıştırılmışız ki bir hayalin gerçekleşmesine evvela kendimiz mani oluyoruz.

 

NÜFUS;
Her sene başa sarılan kasabamızın bekaa sorunu. Her sene değişik şekilde uygulama ile tanışıyoruz. Bu sene sanırım daha zorlu olacak. Sistemler kapatılmış falan. Değişik değişik duyumlar geliyor. Benim en kıymet verdiğim söylem ise şudur. -Yazıcık'ta 2000 ile 2500 arasında emekli varmış.- Ben bu emeklileri sıralayamam ama yıllardır bu sorunla uğraşan belediyemiz bu liste üzerinde çalışma yapmıştır. Kimler olduklarını, nerede yaşadıklarını, ne işle uğraştıklarını biliyordur. Emekli kasabalılarımız çalışanlar kadar sıkıntı yaşamıyorlar. Bu sene bir emekli abimizin sözünü aktarayım.  "Nüfusum köyde ama istanbul'da sağlık olsun idari olsun her işimi yapıyorum. Kimse bende ikametgah sormuyor."
Yazıcık nüfus sorununu çevre köyler ile birleşmek suretiyle kökten çözer mi çözemez mi bilmem. Bildiğim şu Yazıcık sadece emeklileri ile bu sorunu kendi içinde çözüp rafa kaldırabilecek imkana sahiptir.

EKONOMİ;
Talep üzerine kısaca değinmek istiyorum. Kasabamızda çeşitli alanda ve dalda ekonomik iş imkanları mevcut. Ama herkes bireysel ailesel çalışıyor. Turizm, sanat, hayvancılık ve tarım alanlarında mevcut olmayan tek şey entegrasyon. Planlı tanıtım ve pazarlama.

 

Değerli Yazıcıklılar;
Kasabamızda yazmaya başladığım yazıya İstanbul’da son noktayı koyuyorum. Burada anlatmak istediklerim sadece benim görüşüm değildir. Yazmamı isteyen birçok kasabalımızın düşünceleridir. Sözcüklerimi ortak düşünceyi yansıtabilecek şekilde seçerek yazmaya çalıştım. Yine de kusurum olmuş ve ortak düşüncenin kalemi olamamışsam affoluna.  Yorumlarınızla katkı sunmanızı dilerim.


Sevgi ve saygılarımla
Tunay YERLİ

(Kullanılan resim Ressam Ekrem KADAK'a aittir)



TUNAY YERLİ
Okunma Sayısı: 671


3.236.253.192








YAZARIN DİĞER YAZILARI

Başkan'ın Mesajı
Aidat Borcu Sorgulama
Son Eklenen Video
Günlük Gazeteler

 

Tokat Niksar Yazıcık Kasabası Derneği © Copyright 2019  V4.1 Tüm Hakları Saklıdır. Hazır Dernek Sitesi | Hazır Köy Sitesi
Top